bilim haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2015 Perşembe

ATLAS 5 ROKETİ GÖREV YERİNE GÖNDERİLDİ

Haberleşme teknolojisini daha da geliştirecek yeni Atlas 5 roketi başarıyla fırlatıldı.


ABD ve müttefiklerine füze alarmı, teknik istihbarat, füze savunma sisteminin gelişimini sağlayacak ve haberleşme teknolojisini daha da geliştirecek yeni Atlas 5 roketi başarıyla görev yerine gönderildi.
Roket, Amerika'nın Florida eyaletindeki Canaveral Burnu'nda bulunan Kennedy Uzay Üssü'nden yerel saatle 20.04'te fırlatıldı.
Üzerinde Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), United Launch Alliance'nin (ULA) logoları ve Amerikan bayrağı bulunan roket, Lockheed Martin firması tarafından geliştirildi.
Amerikan hükümetinin isteğiyle ULA tarafından üretilen roket, Rus yapımı bir motor taşıyor ve uçak yakıtı ile sıvı likit oksijenle çalışıyor. 15 milyar dolara mal olan roket, eski Atlas 5 uydularına oranla 16 kat daha hız ve kapasiteye sahip. Roket, ayrıca Amerika'nın geniş bantlı haberleşme sistemini yenisiyle değiştirecek.
Fırlatma dolayısıyla, roketin üretilmesinde yazılım ürünleri kullanılan Siemens, Türkiye ve Almanya, Japonya ve Brezilya'dan bazı gazeteciler için üste bir basın gezisi düzenledi.
Siemens Başkan Yardımcısı ve Üretim Bölüm Şefi Dr. Helmuth Ludwig, AA muhabirine yaptığı açıklamada, roketin fırlatılmasıyla tarihi bir ana şahitlik edeceklerini söyledi.
Uzay endüstrisinin yazılımları için bütün bilgileri birleştirerek ve en yüksek enerjiyi kurgulayarak alternatif geliştirmeye çalıştıklarını vurgulayan Ludwig, şöyle devam etti:
"Bunun üretilmesinde faydalandığımız teknoloji daha önce kullandığımız bir teknoloji değildi. Burada kullandığımız teknoloji insanlara büyük fayda sağlayacak bir şey. Uzay endüstrisine sunduklarımıza baktığınızda Siemens'in katkılarını hemen görürsünüz. Havacılık ve uzay endüstrisi birçok farklı kriteri talep eden bir sektör. İnsanın sıradan hayatını çok kolaylaştıracak yüksek yazılımlar bunlar. Bir yazılım ortaya çıktığında bir diğeri bunu geliştirmeye çalışıyor. Bu bir işbirliği.
Siemens'in havacılık uzay endüstrisi için ürettiği yazılımları olabildiği kadar mükemmelleştirmek için büyük bir çapa sarf ediyoruz. Yüksek teknolojinin bir ürünü olan bu yazılımlar, mühendisliğin ulaştığı son noktayı hayal edebileceklerimizin bir adım ötesine taşımak demek. müşterilerimizin talepleri çok önemli. Onların talepleri doğrultusunda ürünler geliştirmeye çalıyoruz."
Türk şirketleriyle çalışmaktan çok mutluyuz
Siemens'in Türkiye'de de önemli çalışmalar yaptığını kaydeden Ludwig, "Türkiye'de çok önemli müşterilerimiz var. Koç ve Sabancı grubu gibi Siemens'in çalıştığı önemli şirketler var. Bu şirketlerin talepleri doğrultusunda, farklı yazılımlar üzerinde çalışıyoruz. Talep olduğu için teknolojiyi burada da üretken bir şekilde kullanmaya çalışıyoruz. Türk şirketleriyle çalışmaktan çok mutluyuz" dedi. 
Roket askeri ve haberleşme amaçlı kullanılacak
ULA Ürün Yaşam Evresi Program Müdürü Mike Przekwas, Atlas roketini üretme talebinin Amerikan hükümetinden geldiğini kaydetti.
Roketi üretimini yapanın ve kullanıma sunanın ULA olduğunu anlatan Przekwas, "Bir kontrat yaparak hükümetin bütün taleplerini yerine getirdik ve ürünü sunduk. Bu gece fırlatılacak Atlas 5 roketi diğerlerinden biraz daha farklı. Daha güçlü ve şu anda kullanılan birçok roketten daha büyük bir roket. Roket askeri ve haberleşme amaçlı kullanılacak. Esnek bir araç ve farklı amaçlarla da kullanılabilir" diye konuştu.
Siemens'in yazılım ürünlerini yıllardır kullandıklarını dile getiren Przekwas, bu yazılımların kendilerini büyük avantajlar sağladığını aktardı.
Przekwas, roketin taşıma kapasitesini artırmayı ve olası problemleri çözmeyi bu yazılımlarla yaptıklarını belirtti. 
Przekwas, "Atlas roketlerinin her birini ayrı görevleri var. Her biri farklı yere gider. Bugünkü roketin görevi, GPS uydu sistemlerini geliştirmek. Bundan önceki haberleşme sistemleri o kadar başarılı değildi. Roket, yeni bir haberleşme sistemi başlatacak, yeni bir devri başlatacak diye umuyoruz. 2003'te bir haberleşme uydu sistemi yollamıştık. Bu roket bunun üzerine uzaya yepyeni bir sistem getirecek" ifadelerini kullandı. 
Türk kökenli Fatih ve Eren Özmen'in sahip olduğu Sierra Nevada Corporation (SNC) firmasının Uzay Sistemleri İş Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcı John Roth, firmalarını özel uzay aracı geliştirdiğini söyledi.
SNC’nin NASA'nın astronot ve kargo taşıyacak güvenilir ve emniyetli bir uzay aracı geliştirmek için Dream Chaser'i ürettiklerini hatırlatan Roth, "İlginç tasarımı olan bir cihaz. Kanat gibi görünen kısım aslında kanat değil. Bütün gövdeyi havaya kaldırmaya yarayan ve aerodinamik özelliği olan bir tasarım. NASA'nın bizden istediği bütün kriterleri yerine getirdik. İnsanları bir yerden bir yere götürmek bizim en önemli önceliğimiz" şeklinde konuştu. 
Türkiye uzay çalışmalarının parçası olmak istiyorsa memnuniyetle karşılarız
Türk firmaları, üniversiteleri ve yetkilileriyle uzay araştırmaları için çalışmaya hazır olduklarına vurgulayan Roth, "Türkiye uzay çalışmalarının parçası olmak istiyorsa biz bunu memnuniyetle karşılarız. Firma sahiplerimizin Türk olması nedeniyle birçok Türk genci bizimle çalışmak istiyor. Başvurularına cevap vermekte zorlanıyoruz. ABD'nin burada çalışmak için belirli kriterleri var, en azından green kart veya Amerikan vatandaşlığı olması lazım" dedi.
Roth, SRC'nin de Siemens'ten yazılım desteği aldığını ve bu konuda önemli bir işbirliği içinde olduklarını belirtti. 

10 Aralık 2014 Çarşamba

2014 YILININ EN ÖNEMLİ 10 BİLİM OLAYI

Keşke listeye ülkemizden de bir gelişme koyabilseydik!



1. Satürn'ün uydularından biri olan Enseladus'un yüzeyinde bir zamanlar okyanus olduğuna dair verilere ulaşıldı.

Satürn'e gönderilen uzay aracı Cassini, 2005 yılında Enseladus'un yüzeyinde bir takım çatlaklar olduğunu ve bu çatlaklardan buz fışkırdığını/buhar yükseldiğini keşfetmişti. Bu bilginin ardından dünya dışında bir yaşam olduğu yönünde heyecanlanan bilim insanları, uydunun üzerinde meydana gelmiş bu çatlakların altında bir okyanus bulunabilme ihtimalini değerlendirdiler. Akıllardaki soru şuydu: Neden ve nasıl, Enseladus gibi güneşten çok uzakta bulunan ve kendi içerisinde bir ekosistem bulunduramayacak kadar küçük olan bir uyduda okyanus olsun? Bu sorunun ardından yürütülen ve birkaç yıl süren çalışmalar neticesinde, uydunun Satürn ile olan yer-çekimsel ilişkisi nedeniyle bir okyanus barındırabileceği ve eğer uyduda su varsa, muhtemelen bir takım yaşam formlarının da varolabileceği sonucuna varıldı.


2. Bill Nye ve Ken Ham arasında geçen, Evrim Teorisi'nin derinlemesine irdelendiği tartışmalar, bu konuya farklı açılardan da bakılması gerektiğine dair önemli bir sonuca ulaştı.

2 Şubat 2014 tarihinde, ünlü ve başarılı bir bilim adamı olan Bill Nye, 'yaratılış' teorisine inanan genç bilim adamı Ken Ham ile tartışmak ve yeni teoriler üretmek adına Kentucky'e gitti. İkilinin tartışmalarının temelinde Evrim Teorisi vardı ve bu tartışmalar medyada da büyük yankı buldu.


3. Samsung şirketi işe yarar boyutlarda 'Grafen' üretmeye başladı ve eğer bu madde ile cihaz üretimine geçilebilirse, yaşamımız oldukça değişecek.

Bilim insanları yıllardır 'grafen' ismi verilen bir maddenin varlığından şüphe ediyorlardı. Bu madde tarihte ilk kez 2004 yılında, daha sonradan yürüttükleri çalışmalar nedeniyle Nobel Ödülü'ne de layık görülen Andre Geim ve Kostya Novoselov tarafından bir laboratuvarda üretilmişti. Bu maddenin en önemli özellikleri dayanıklılığı (çelikten 200 kat daha dayanaklı), esnekliği ve iletkenliği olarak sıralanabilir. Bu ilginç maddenin tek problemi boyutu; neredeyse bir atomla aynı boyutlara sahip. Grafeni büyütmek adına yapılan çalışmalardan hiçbir sonuç alınamamıştı, boyut büyüdükçe bu maddeyi çekici yapan özellikler ortadan kayboluyordu. Fakat 2014 yılı içerisinde,Samsung tarafından yapılan açıklamayla, grafen maddesinin özellikleri korunarak gözle görülebilir bir boyuta getirildiği söylendi.


4. Gelmiş geçmiş en büyük dinazor türü olan Dreadnoughtus'a dair yeni bilgilere ulaşıldı.

Bu devasa dinazora ait kalıntıların ortaya çıkarılmasına yardım eden bilim insanları, Dreadnoughtus hakkında yeni bilgiler bulabilmek umuduyla dinazorun kemiklerini inceledi. Bu dinazor türü için 'Dreadnoughtus' olarak belirlenen isim 'hiçbir şeyden korkmayan' anlamına geliyor. Seçilen isim oldukça uygun görünüyor çünkü Dreadnoughtus yaklaşık olarak 7 fil boyutlarında ve 65 ton ağırlığındaydı.


5. Deniz suyu veya herhangi bir tuzlu su ile çalışabilen araba üretildi.

Mart 2014'te NanoFLOWCELL tarafından piyasaya sürülen Quant e-Sportlimousine aslında ilk bakışta diğer spor arabalardan çok da farklı görünmüyordu. Fakat bu arabanın sahip olduğu dört motorlu (her tekerlek için bir tane) akış hücresi, tuzlu suyu kullanarak çalışabiliyor. Arabanın temel çalışma prensibi, iki farklı çözeltiyi karıştırarak arabada depolanabilen ve gerekli olduğunu da kullanılan elektriği üretmek mantığına dayanıyor. Şirketin iddiasına göre, araba bir kez şarj edildikten sonra yaklaşık olarak 570 kilometre gidebiliyor. Bu araba ilk kez tanıtıldığında yalnızca bir tür 'deney' aracı olarak kabul edilmişti fakat günümüzde bu teknoloji harikası arabanın Avrupa'da kullanımı serbest ve her geçen gün sayısı artıyor. Görünüşe göre Tesla mantığına bir rakip çıktı.


6. İnsan duygularını anlayabilen robotlar üretildi

iRobot isimli filmde işlerin nasıl da çığrından çıktığını hatırlıyor musunuz? Ya da Her isimli filmde bir adama duygusal arkadaşlık etmesi için üretilen ve aslında bir işletim sistemi olan Samantha'yı hatırlıyor musunuz? Evet, bunları sordum çünkü bu tarz şeylerin gerçekleştiği bir dünyada yaşamamıza çok ama çok az kaldı. Japontelekom şirketi SoftBank, geçtiğimiz haziran ayında Pepper isimli duygusal robotları tüm dünyaya tanıttı. Bu robot yüz ifadelerinizden ve ses tonunuzdan yola çıkarak sizin ruh halinizi ve neler hissettiğinizi anlayabiliyor ve oldukça başarılı bir şekilde programlanmış 'duygusal zekasını' kullanarak size gerekli tepkiyi verebiliyor. Pepper isimli robotlar zaman içerisinde öğreniyor da; yaşadıkları bir deneyimden ders çıkarıyorlar ve aynı şeyi bir daha yaşarlarsa eski tecrübelerinden öğrendikleri bilgileri kullanabiliyorlar.



7. Mars üzerinde oldukça detaylı bir inceleme yapacak olan MAVEN, başarılı bir şekilde Mars'ın yörüngesine girdi.

2014 yılının ilk aylarında, MAVEN adıyla bilinen Mars Atmosfer ve Sistem İnceleme Projesi başarılı bir şekilde üst Mars atmosferine girdi. MAVEN 10 ay boyunca uzayda ilerlemişti ve sonunda Mars'ın yörüngesine girebilmesi bilim dünyasında büyük sevinç yarattı. Bir sonraki Mars yılı (yaklaşık olarak 2 dünya yılı) içerisinde, MAVEN'in ana görevi Mars'ın atmosferinde ölçümler yaparak bu gezegenin geçmişinde ne gibi değişimler yaşandığına dair veriler elde etmek olacak. Mars'ın atmosferi hakkında bugüne kadar birçok teori üretildi ve ciddi tartışmalar yapıldı. Bu teorilerden en dikkat çekeni, Mars'ın bir zamanlar dünya benzeri bir atmosfere sahip olduğunu ve zaman içerisinde gerçekleşen biyolojik ve jeolojik değişimlerden dolayı bu atmosferin ortadan kalktığını iddia ediyor. Mars atmosferini incelemenin yanı sıra, aslında MAVEN'in en temel görevi kızıl komşumuz Mars'ı daha iyi anlamamızı sağlayacak verilere ulaşmak.


8. Yalnızca kan vererek depresyonda olup olmadığımızı öğrenebileceğimiz yeni bir teknoloji geliştirildi.

Psikiyatri ve davranış bilimleri alanında profesör olan Eva Redei, geçtiğimiz 17 yıl boyunca depresyonu daha iyi teşhis edebilecek bir test üzerinde çalışıyordu ve 2014 yılında başarıya ulaştı. Profesörün 2012 yılında geliştirdiği bir kan testi, genç bireylerde bulunan depresyon halini teşhis edebiliyordu fakat yetişkinler için aynı durum söz konusu değildi. Bu nedenle, Prof. Eva Redei araştırmasının daha geniş ölçekte hizmet verebilecek bir sonuca ulaşması yönünde çalışmalarına devam etti ve gençlerde oldukça başarılı bir şekilde sonuç veren kan testi, yetişkinlerde de kullanılabilecek şekilde yeniden düzenlendi. Araştırma sırasında, klinik olarak depresyon teşhisi konulmuş ve zihinsel açıdan sağlıklı olan insanlardan alınan kan örnekleri incelendi. Bu incelemelerin sonucunda, depresyonda olan insanların kanında 9 farklı RNA kan belirteci bulunduğu tespit edildi.


9. 10 yıldır uzayda bulunan Cassini uzay aracı Satürn hakkında bilim dünyasını şaşkınlığa uğratan bilgilere ulaştı ve aracın görev süresi 2017 yılına kadar uzatıldı.

Cassini uzay aracı 2004 yılında Satürn'ün atmosferine girmeyi başararak bu gezegen ve uyduları hakkında bilgi toplamaya başlamıştı. Cassini projesinin en önemli hedeflerinden birisi Satürn'e ait halkarın üç-boyutlu yapısına ve dinamik hareketlerine dair veri elde etmek. Bununla beraber, Cassini'nin Satürn'ün atmosferi hakkında da veri elde etmesi amaçlanıyor. Aslında bu uzay aracının temel görevleri 2008 yılında tamamlanmıştı fakat konu hakkında yeni bilgilere ulaşmak isteyen NASA yetkileri, bir tanesi 2010, diğeri 2017 yılında tamamlanmak üzere iki farklı görev daha belirlediler. Yani Cassini günümüzde hala iş başında. Bugüne kadar elde edilen bilgilerden en ilgi çekenlerinin başında Satürn'ün 7 uyduya sahip olması ve bu uydulardan biri olan Titan'ın üzerinde hidro-karbon göllerinin bulunması geliyor.


10. Stanford mühendisleri kendi enerjisini üretebilen, karınca büyüklüğünde radyo icat etti.

Geçtiğimiz aylarda Standford ve Berkeley ortaklığıyla yürütülen bir projenin sonucu açıklandı: Kendi enerjisini üretebilen, aklınıza gelebilecek her cihaza entegre edilebilen ve her yerden sinyal alabilen bir radyo üretildi. Radyo için kullanılan silikon çipin çok düşük olmasından dolayı, bu radyonun maliyeti yalnızca birkaç kuruş. Bu minik teknolojik cihazın bir diğer ilgi çekici özelliği de enerjiye ihtiyaç duymaması çünkü kendisi için gerekli olan enerjiyi, antenine sinyal taşıyan dalgalardan elde edebiliyor.